25 Nisan 2016 Pazartesi

Diyojen'in Gölgesi


Evden kaçıyor gibiyim, her anımda böyle bir hisle yaşamanın zorluğunu elbette siz insanlar bilmezsiniz. Hepinizin evi gibi hissettiği yerler, kendinizi bulduğunuz eşyalar mutlaka vardır. Sarılıp uyuduğunuz insanlar, en sevdiğiniz yemekler, televizyon programları, rahat koltuklarınız mesela, bir kaçı bir araya geldiğinde sevinç çığlıkları atar içiniz. Ben ve hayatımdaki sürüklenme efekti bitmeyen yolculuklarla hep evden kaçıyormuş gibi bir his oluşturuyor içimde.

Sahibi olduğumu düşündüğünüz onlarca şeyin kafamda birer imgeden ibaret olduğunu söylemeye çalışıyorum. Böylesine bir yuvarlanmada giderek hız kazanan hayatım, yamacın eğimine aldırmadan ilerliyor. Duracağını düşünemiyorum. Bütün isteklerim, yuvarlanan hayatımın karşısına yamaçta bir engebe olarak çıkıyor.

Ne mi oluyor dersiniz?

Dönmüş başımın etkisi ile ulaşabildiklerimi bu hiç durmayan küreye, yani hayatıma, dahil etmeye çalışıyorum.Siz fizik mi dersiniz, kader mi, yazgı mı ne derseniz deyin. Küre giderek hızlandıkça elini kırılma pahasına çıkarmak ve hayalinizi içeriye almak zorlaşıyor. "Fizik işte, hayatın fiziği!" diyenlere bir sözüm var:

- Çarpışmanın etkisini bilirsiniz. Giderek daha şiddetli olmaya başlıyor, hayatımın hayallerimle olan yakınlaşması.

İçeriye giren biraz eğik biraz bükük, yapısına göre kırık ya da tamamen paramparça oluyor. Yamaçta durduğu gibi değil içerideki hayaller ve içerisi dışarıdan gözüktüğü gibi değil.

Şimdi de hepinizin bu satırları okuma sebebini biraz da laubalilik ederek söylüyorum:

Ölümün gerçekliği!

Bir çok düşünürü sevdim hayatımda. Diyojen yuvarlanır mıydı bilmem ama biricik isteğini kocaman İskender'den diledi. "Gölge etme başka ihsan istemem". Bir fıçıya oturup hayatın getirdiklerini onun hayattan beklentilerini, durmadan bir bilimin temellerini atacak şekilde düşünen bir insan çevresinde nasıl karşılanır? İskender ile karşılaşması, ister gerçek olsun ister uydurma, şanş mıydı? Bugün biz en parlak ışıklara sahipken, daha o zamanlar gaz lambasıyla "adam" arayan bir "deli"nin fıçısının başında koskoca İskenderin ne işi vardı? Bu Diyoje'nin hayatında bir şeyi değiştirdi mi?
Hayır değiştirmedi...

Yüz yıllar sonra bizler Diyojeni alıp koyduk dostlar sofrasına. Felsefesini anlamaya yer verdik hayatımızda ve azıcık dili döneni modern filozof ilan ettik. Oysa onlar o fıçının içine hiç girmediler, Biz de girmedik.

Biz Diyoje'nin hayatında hiçbir şeyi değiştiremedik. Belki İskender ihsanlı bir adamdı ve gitti hemen başından ya da gitmedi farketmez, ama biz yeteri kadar gölge ettik.

Hani dedim ya kürenin içi dışarıdan gözüktüğü gibi değil, fıçıda öyle kendisine.

İçine girmeyen bilemez.

25 Nisan 16 13.30
Bir trende...

0 yorum:

Yorum Gönder

Copyright © fikir silsilesi

Tasarım: Anders Noren | Blogger Temaları: NewBloggerThemes.com | Türkçeleştirme: Karamsar Temalar